www.datcadetay.com

 

Bir Sındı günü- Datça

 

 

 

Ana Sayfa

Knidos
Burgaz
Antik Tanımlar
Eski Datça Mahallesi
Datça'da görülecek yerler
Datça plajları
Kumyer Kalesi
Kemer Köprüsü
Doğa yürüyüşleri
Datça Etkinlikleri
Datça Köyleri
Doğa yürüyüşleri
Datça'da Bahar
Datça Haritaları
Önemli telefonlar  

 

 

 

9 Ocak Cumartesi 2009, bugün sındıya bir ziyaret yaptım,arkadaşlarım,Ahmet bey,Fatma hanımla birlikte.Ahmet bey bu yörelere yaptığım bir çok gezide bana arkadaşlık yaptı,sayfalarımda resimleri var.Fatma hanım Sındı'lı,eşi Ahmet beyle bugün Babasını ziyaret için Sındı'ya giderken beni de aldılar. Daha önce de bir kaç kez Ahmet beyle Sındı'ya gelmiştim,ama bugün çok güzel fotoğraflar çektim, taş yapıları,özellikle de Ağa konağını inceledim.Sayfamın ilerleyen bölümlerinde göreceksiniz.

"Datça köyleri" sayfamda bahsettiğim gibi Sındı etrafı dağlarla çevrili,inanılmaz doğal güzelliklere sahip bir Betçe köyü(Betçe Datça yarımadasının uç tarafındaki bölgeye deniyor. Her taraf badem ve zeytin ağaçlarıyla kaplı.Bademler çiçek açtığında tekrar geleceğim.

Kahvede bir çay içip köylülerle sohbet ettikten sonra Sındı içinde geziye çıktık.Daha önce böyle yerli bir horozum olmuştu.

Burada çok fazla narenciye ağacı yok çünkü Sındı'da su yok,narenciye su ister.Ahmet bey portakallardan bir tanesini elime verdi,o kadar lezzetli bir tadı vardı ki!

Datça Köyleri sayfamda tanıttığım Sındı Köyü Kooperatif başkanı Ömer bey de bize katıldı. Kooperatifle ilgili bayağı sorunları var,iki yıldır bu kooperatifi yaşatıyorlar,önce halkın bu konuda bilinçlenmesi lazım diyor.

 

Birbirinden güzel vadiler var burada.

Ömer bey bir tepeye çıkarttı,bademler açınca gelin buradan fotoğrafınızı çekin diyerek.Datça gelinliğini giydiğinde özel bir sayfa yapacağım.

Sındıya iki yöndende giriliyor,birisi bu yol,Sındı biraz içeride kaldığı için dikkati çekmiyor,Datça'ya gelenler bu köyü görmeden gitmesinler derim.Adı da sğınılacak bir yer olmasından(vadiler arasında gizli bir yer )gelmiş olabilir.

Başka bir tepeye çıkıyoruz,her manzara tablo gibi.

Burada karşılaştığımız bu sarmaşık türü çevrede çok,çiçeği arıcılara güzel ballar almasını sağlıyor.

Burası yeni satılmış,bir zaman sonra buralarda böyle gezemeyebiliriz.Datçanın bir çok yeri alanlar tarafından tellerle,duvarlarla çevriliyor.Ömer beyin dediğine göre Amerikalı birisi 1000 dönüm yer almış,hemen etrafı çevrilir,duvarlar yapılır. Yine 500 dönüm arazi kiralayanlar,biraz karamsar oldum.

Buradan da görünüş çok güzel.

Karşılarda deniz de görülüyor.

 

Arkadaşlar sohbet ederken ben önümdeki tepeye tırmandım

Buradan da değişik manzaralar karşımda.Ahmet bey'in babasına çevredeki dağların adını soracaktım unuttum.

 

Sındı köyü bir kaç mahalleden oluşuyor;Sazak,Örencik,Zeytincik gibi.

Bu mevsimde herkes çift sürmede,eğimli arazilere de bolca badem dikilmiş.Eğer dolu veye soğuk vurmazsa bu yıl ağaçlarda çokça tomurcuk var,çiçek olacaklar.

 

Tekrar köye döndük,Fatma hanımlar ot toplamaya gidiyorlardı biz de onlara katıldık.Hava kapalı,lodos diğer kısımlarda kuvvetli ama burası çok sakin,tam bir bahar havası.

Bu bitkiyi ve çiçeğini ilk kez gördüm,Fatma hanım'ın demesi adı Ballıbaba

Onlar ot toplarken ben de çevrede gördüğüm ilginçlikleri fotoğraflıyorum.

Modern bir heykel gibi ağaçlar.

 

Birkaç badem ağacında çiçek de vardı.

 

Buralarda da çevre yüksek tepelerle çevrili,o yüzden burasının havası bayağı değişik.

Bugün toplanan ot bu,adını söylediler ama yazamadım,yumurta kırılarak yeniyor.Otlara zarar vermemek için belli bir kısımlarını alıyorlar.

Çevrede bu bitkiden çok,Altınotu diyorlar.Böbrek rahatsızlığına iyi geliyormuş.

Buradan köyün görünüşü hayal kırıklığı yaratıyor,düzensiz ve çirkin bir mimari.

Yine sanat eseri gibi bir anıt ağaç.

Ot toplamaktan geldikten sonra Ahmet beyle yumurta almak için köyün ara sokaklarına giriyoruz.

 

Bir tane taş yapıyla karşılaşıyoruz,daha sonra bu yapılar ile ilgili geniş bilgi vereceğim

 

Yumurtaları alıp dönerken bahçesini, traktörle sürenlerle karşılaşıyoruz,öyle hoştu ki burada biraz oyalandık.Traktörün peşindeköyün tavukları,topraktan çıkanları kapışıyor.

Yavrularıyla bu tavuk da nasibine düşenleri almaya çalışıyor.

Teyze yavrulara zarar gelmesin diye tavuğu başka yere kovalıyor.

Köyün en büyük geçim kaynaklarından biri de arıcılık,çok özel ballar üretiyorlar.

Bir bahçe duvarında burada Malaç denilen kuş yatıyordu,kediler getirmiş.

Yumurtaları eve bırakıp Ahmet bey Ebegümeci toplamaya çıktı.Yemeğini yapmak için.

Bu Ebegümeci toplama bizi,köyün üst kısımlarında yıkık taş evlerin olduğu yere getirdi.

Datça Sındı Taş Evler

Yapılar yıkılmaya terkedilmiş,bana ilginç gelen taşlar örülürken tutturucu malzeme olarak çamur kullanılması idi.Bu çeşit evler(teknik olarak)3 bin sene önce de bu şekilde yapılıyordu,Knidos'lular evlerini bu şekilde yapıyorlardı.

 

Toprak harç burada daha iyi görülüyor.

Hemen yanında başka bir yapı,badanayla(kireçle)duvarlar korunmuş.

Bu tuvaletin 3000 yıl öncekinden ne farkı var.

Her taraf taş evlerle dolu,bir mahalle gibi.

Bahçede kalan bir gül ağacı ,neyi anlatmak istiyor acaba?

 

Çok ilkel bir teknik ama çok düzgün örülmüşler.Kirecin kumla karışmasıyla oluşan bir harç neden kullanmamışlar,bir soru?

Çevredeki bir başka taş ev.Bunlar toprak danlı olabilir,çünkü merkezdeki böyle bir ev için o bilgiyi vermişlerdi.Çevrede hiç kiremit de görülmüyor.

 

Bu evlerde yaşanılmış.

İçlerinde ocak da var.Burada bazı kireçle yapılan sıvalar görülüyor.Acaba diğerleri de zamanında böyle sıvalıydılar yoksa daha sonra gelenler mi yaptı?

DATÇA SINDI AĞA KONAĞI

Günün sürprizi,bir ağa konağıyla karşılaşıyoruz.Fatma hanım'ın babasının demesi Ömer Ağanın konağıymış ,Reşadiye'den buraya ağa olarak gelmiş.

Yine taşlar tutturucu malzeme olarak çamurla örülmüş.Alt kata girişteki kemer görülüyor.

 

 

Taşlar çok düzgün örülmüş.Buranın birasçıları 3-4 kişiymiş.Aslında restore edilebilinir.Dış duvarlar sağlam. Merdivenlerde mermerimsi bir taş kullanılmış.

Her tarafından çekiyorum.Önemli bir belge,zamanla belki de olmayacak.

Ağaç malzeme olarak dut ve andız cinsi ağaçlar kullanılmış

 

İçerler kireç harcıyla sıvalı.

Kapılardan biri o günler ile ilgili bilgi veriyor.

 

Yapı iki katlı,alt kat depo ve hayvan barınağı olabilir.

Pencereden Ahmet beyin ilginç görüntüsü.Hala ebegümeci topluyor.

Üst katta bir diğer kısım,burada ocak da görülüyor.Bayağı geniş.

Kapılarda yuvarlak kemerler var.

Kemerlerden derin olanı (tonoz gibi) Burada kireçli bir harç kullanılmış ama dokununca ufalanıyor.Kemeri tutan, taşların sıkı dizilmesi.Romalılar döneminde uygulanmaya başlayan Horasan harcı burada yok.Bu harç kireç,dövülmüş tuğla,çakıl,kum karışımıyla yapılıyordu.Bugün antik kentlerde görürsünüz, çimentonun bir çeşidi,zamanla sertleşiyor,aletlerle bile zor kırarsınız. Taşlar hava şartlarından etkilenmiş bir kısımları yenmiş.

Alt katta bir başka bölüm,kemerlerde Ilıcasu değirmen evinde restorasyonda kullanılan taşlara benzer taşlar kullanılmış. Yapının tarihi çok eski olabilir pek bilen yok.

Alt katın tavanında çok geniş ağaçlar kullanılmış,başlıklı ağaç sütunlar destek olarak kullanılmış

 

Alt kat duvarlarında bu şekil pencereler var.Pencereler dışarıya doğru daralıyor, hava sirkülasyonu ile ilgili olabilir mi?

 

 

 

Bacaları da ilginç.Pencerelerde islam mimarisindeki sivri kemerler kullanılmış.

 

 

 

Sanki içeride lambalar yanıyor,baca çıkıntısı görülüyor.

Konağın bahçesi

Bahçe duvarları

Çekimlerden sonra eve doğru gidiyoruz,çirkin bakıyor.

Benim için güzel bir sürpriz daha,bu yerli ineklerden artık yok.

Yine bir taş ev

Bahçedeki fırın,eskiden her evde bir fırın vardı,bazen bu fırınlarda yapılan ekmekleri yediğimiz oluyor.

 

 

 

 

Akşam yemeğini dışarda yedik,ocak ayında.Bir anda gökyüzü kıpkrmızı oldu,bu Betçe bölgesinde güneş batarken hep bu manzara var,geçenlerde Knidos'ta da böyle bir gökyüzüyle karşılaşmıştım.

 

Datça'da bir güzel gün daha yaşamış oldum,"Bir Sındı Günü "

 

Ana sayfa

Metin ve fotoğraflar izinsiz kullanılamaz.

 

 

Webmaster

Muzaffer Özgen-Datça

muzafferozgen48@hotmail.com

 

 

 

 

 

 

 

        

    

www.datcadetay.com